İçeriğe atla
  • Kategoriler
  • Güncel
  • Etiketler
  • Popüler
  • Kullanıcılar
  • Gruplar
Deriler
  • Light
  • Brite
  • Cerulean
  • Cosmo
  • Flatly
  • Journal
  • Litera
  • Lumen
  • Lux
  • Materia
  • Minty
  • Morph
  • Pulse
  • Sandstone
  • Simplex
  • Sketchy
  • Spacelab
  • United
  • Yeti
  • Zephyr
  • Dark
  • Cyborg
  • Darkly
  • Quartz
  • Slate
  • Solar
  • Superhero
  • Vapor

  • Varsayılan (Arayüz Yok)
  • Arayüz Yok
Daralt
Marka Logo

Global Moderators

Özel

Forum wide moderators

İleti


  • Crimson Desert’te Arkadaşlarınızı Nasıl Güçlendirir ve Yeni Beceriler Açarsınız?
    Ajan47undefined Ajan47

    Crimson Desert’te Arkadaşlarınızı Nasıl Güçlendirir ve Yeni Beceriler Açarsınız?

    Crimson Desert’in en önemli sistemlerinden biri olan Arkadaş  sistemi, başta karmaşık görünse de aslında Greymane Fakültesi Görevleriyle sıkı sıkıya bağlıdır. Howling Hill Kampını geliştirmek ve Arkadaşlarınızın seviyesini yükseltmek, oyunun ilerlemesi açısından kritik öneme sahiptir.

    Arkadaş Sistemi Nasıl Çalışır?

    Howling Hill Kampınızdaki her Arkadaş benzersiz bir beceri setine sahiptir. Ancak bu becerilerinin bir kısmı kilitli durumda gelir ve Camp Yükseltmeleri yoluyla açılması gerekir. Yeni beceriler, tamamen yeni Arkadaşlar elde etmekten daha çok kamp altyapısını geliştirmeye bağlıdır.

    Yeni Arkadaş bulmak için şu adımları izleyin:

    • Marinus’tan aldığınız söylentileri takip edin

    • Söylentiler sizi harita üzerinde belirli noktalara yönlendirecektir

    • Bu noktaları keşfederek yeni Arkadaşlar kazanabilirsiniz

    • Yeterli Arkadaş topladığınızda Howling Hill’e dönün

    Kamp Yükseltmesi ve İlerleme

    Howling Hill’e varıp “Inspect” tuşuna (PlayStation’da üçgen, Xbox’ta Y) bastığınızda Dispatch Mission başlatabilirsiniz. Her Kamp Yükseltmesi tamamladığınızda, daha fazla söylenti ve dolayısıyla yeni Arkadaş keşfetme imkanı elde edersiniz. Bu, oyunun Chapter 4’ten itibaren başlar ve Greymane Fakültesi Görevlerinin “Grounds of the Sunrise” sekmesiyle doğrudan ilişkilidir.

    Önemli Bilgiler: Arkadaşlarınız Hakkında Bilinmesi Gerekenler

    Arkadaş sistemi kullanırken aklınızda tutmanız gereken bazı kurallar vardır. Arkadaşlar bireysel XP barlarına sahip değildir, yani normal quest ve savaşlardan seviye kazanmazlar. Dispatch Misyonları tamamlayarak ya da Carl’a kaynaklar bağışlayarak Arkadaşlarınızın seviyesini doğrudan yükseltemezsiniz. Tüm beceri geliştirmesi kamp yükseltmeleriyle sınırlıdır.

    Arkadaş sistemi Crimson Desert’te sadece bir mekanik değil, oyunun ana ilerleme sisteminin merkezidir. Howling Hill Kampını güçlü tutmak, hem Greymane Fakültesi görevlerini verimli hale getirirken hem de yeni Arkadaşları açığa çıkarmanızı sağlar. Sistem başlangıçta karmaşık gibi görünse de, bir kez anladıktan sonra oyunun en derin katmanlarından birini kontrol etmiş olursunuz.

    Oyun Dünyasından Haberler oyun oyun-haberleri

  • Steam Deck 2 2028’de Geliyor
    Ajan47undefined Ajan47

    Steam Deck 2 2028’de Geliyor

    Valve, taşınabilir oyun konsolunda devrim yaratan Steam Deck’in halefi için hazırlıklarını sürdürüyor. Güvenilir sızıntı kaynakları son günlerde 2028 yılını Steam Deck 2’nin piyasaya çıkış tarihi olarak işaret ediyor ve ilk bakışta uzun görünse de, bu gecikme oyuncular için gerçek anlamda büyük bir avantaja dönüşebilir.

    Kaynaklar, Valve’ın yeni cihazı RDNA 2 ve Zen 2 mimarilerinin yerine AMD’nin en güncel RDNA 5 ve Zen 6 çipleriyle donatacağını belirtiyordu. Mevcut nesil Steam Deck OLED modeli, ekran iyileştirmeleri ve RAM hızındaki artışlar dışında büyük bir performans değişimi sunmadı. Valve yöneticisi Pierre-Loup Griffais, şirketin yüzde 30 veya 50’lik kısmi performans artışlarıyla değil, oyunculara gerçekten anlamlı bir teknolojik sıçrama sunmakla ilgilendiğini belirtmişti.

    Ram ve NAND bileşen krizinin cihazın piyasaya çıkış tarihini biraz uzatabileceği söylense de, bu durum avantaja dönüşüyor. Valve bu süreyi değerlendirerek, PlayStation 6 ve Xbox’un aksine yarı özel bir SoC yerine açık mimarilere dayalı çok daha güçlü bir sistem sunabilecek. Nintendo Switch 2’nin bile performans anlamında geride kaldığı mevcut model, 2028’de tamamen farklı bir taşınabilir PC deneyimi sağlayacak.

    Vali şirketi her zaman anlamlı bir devam modelini tercih ettiğini göstermiştir. Orjinal ve OLED modelindeki ufak dokunuşlar, topluluğun kapsamlı bir güncelleme taleplerine rağmen sınırlı kalmıştı. Görünen o ki, Valve’ın büyük donanımsal sıçrama için oyuncuların 4 yıl daha beklemesi gerekecek. İlk modeli çıkışından bu yana 4 milyona yakın satış yapan Steam Deck, bu bekleme süresince bütün pazarı daha da şekillendirmeye devam edecek.

    Oyun Dünyasından Haberler oyun oyun-haberleri

  • Gears of War E-Day Türkçe Altyazı ve Arayüz ile Çıkıyor
    Ajan47undefined Ajan47

    Gears of War E-Day Türkçe Altyazı ve Arayüz ile Çıkıyor

    Xbox’ın en beklenen yapımlarından Gears of War: E-Day, nihayet Türkçe dil desteği konusunda açıklamada bulundu. İyi haber şu: oyun çıkış günden itibaren Türkçe arayüz ve altyazı seçenekleriyle gelecek. Kötü haber ise Türkçe seslendirme şimdilik listede yok.

    Oyunun resmi mağaza sayfasında yer alan dil tablosu incelendiğinde, Türkçe yerelleştirmesinin metin tabanlı bir destek şeklinde sunulacağı anlaşılıyor. İngilizce, Almanca, Fransızca ve Japonca gibi dillerden farklı olarak, Türkçe – Arapça, Çekçe ve Felemenkçe gibi – sadece arayüz ve altyazı çevirisiyle desteklenecek.

    Bu Neden Önemli?

    Gears of War serisinin kökenlerine dönüş niteliğindeki E-Day, özel bir yapım. Karakterlerin diyalogları ve hikayenin duygusal derinliği, anadil altyazılarıyla çok daha iyi anlaşılabilecek. Özellikle karanlık atmosferi olan, hikaye ağırlıklı oyunlarda Türkçe metin desteği, oyuna dalma deneyimini önemli ölçüde geliştiriyor.

    Türkiye pazarına verilen bu önem, gelecekteki AAA yapımlar için de umut verici bir işaret. Giderek daha fazla büyük yapımcı, Türkçe yerelleştirmeyi çıkış gününde sunmaya başlıyor ve bu eğilim devam ettiği sürece, Türk oyuncuların da söz sahibi olduğu mesaj veriyor.

    Seslendirme Konusunda Beklenti

    Elbette tam Türkçe dublaj olmasa da, menü ve hikaye metinlerini anlamak bile oyun deneyimini radikal şekilde iyileştiriyor. Uzun yıllardır İngilizce altyazıyla oyun oynamaya alışan oyuncular için bu bir rahatlama. Gelecekte, eğer oyun başarılı olursa, Türkçe seslendirme eklenmesi de mümkün.

    Özetle

    Gears of War: E-Day, Türk oyuncularına tam destek vermese de, çıkış günden itibaren arayüz ve altyazı desteğiyle geliyor. Bu, Xbox ekosisteminin Türkiye’yi ciddiye aldığının kanıtı. Oyun seslendirmede İngilizce kullanmaya devam edecek, ancak hikayeleri ve menüleri artık kendi dilimizde deneyimleyebileceğiz.

    Oyun Dünyasından Haberler oyun oyun-haberleri

  • PlayStation 6 ve PSP 2 Geliyor: Sony’nin Hibrit Oyun Geleceği Şekilleniyor
    Ajan47undefined Ajan47

    PlayStation 6 ve PSP 2 Geliyor: Sony’nin Hibrit Oyun Geleceği Şekilleniyor

    Sony, PlayStation 5’in yaşam döngüsünün ortasında iken sektörü şoka uğratacak bir hamle hazırlıyor. PlayStation 6’nın yanı sıra, Nintendo Switch tarzı dock sistemiyle televiyona bağlanabilen ve yerel oyun çalıştırabilen yeni bir el konsolu geliştiriliyor. Oyun dünyasının bu dev adımı, mobil oyun pazarındaki dengeleri tamamen değiştirebilir.

    Sony’nin stratejisinin merkezinde “nerede istersen orada oyna” felsefesi yatıyor. Geliştirilen el konsolu, sadece PS5 ve PS6 oyunlarını güçlü performansla çalıştırmakla kalmayacak, aynı zamanda dock vasıtasıyla daha yüksek çözünürlükte television oyununu da destekleyecek. Bu yaklaşım, PlayStation ekosistemini tamamen taşınabilir hale getirme planının bir parçası.

    Teknik Özellikleriyle Endüstryyi Zorlaması Beklenen Donanım

    Sony’nin PlayStation 6 için belirlediği teknik mimarisi giderek netleşiyor. AMD ile devam eden ortaklık, Zen 6 işlemci mimarisi ve yüksek bant genişliğine sahip GDDR7 bellek yapısı kullanımını öngörüyor. Ancak burada önemli bir sorun ortaya çıkıyor: yapay zeka veri merkezlerinin artan bellek talebi, GDDR7 fiyatlarını yükseltmekte ve Sony’nin üretim maliyetlerini zorlayacak konumdadır.

    Bu faktör, PlayStation 6’nın orijinal 2027 sonu lansmanını 2028 hatta 2029’a kadar erteleyebilir. Ayrıca, sızıntılara göre PlayStation 6’nın üretim maliyeti 750 doları aşıyor; nihai pazar fiyatı ise 700-800 dolar bandında bekleniyor.

    El Konsolunun Potansiyeli: Xbox Series S’i Geçebilir

    PSP 2 olarak anılan yeni taşınabilir cihazın teknik kapasitesi çok göz korkutucu. Sektör içi raporlara göre, cihazın GPU performansı Xbox Series S’in seviyesini aşabilir ve özellikle ışın izleme (ray tracing) teknolojisinde taşınabilir segmenti dönüştürebilir. El konsolu, PS4 ve PS5 oyunlarını yerel olarak çalıştırma yeteneğine sahip olacak; PS6 başlığı ise düşük güç modunda desteklenecek.

    Fiyatlandırma Stratejisinde Erişilebilirlik Vurgusu

    Sony, el konsolunun 400-500 dolar bandında fiyatlandırılacağını planlıyor. Bu rakam, PlayStation Portal’ın uzak oyun yayını konseptinin aksine, bağımsız donanım özelliğiyle müşterilere gerçek bir alternatif sunacak. Ana konsol PS6’ya erişemeyen oyuncular, bu cihazla yüksek performanslı PlayStation deneyimini taşıyabilecek.

    Grafik ve Soğutma Sisteminde İnovasyon

    Yeni el konsolu, taşınabilir PSSR adı verilen yapay zeka destekli grafik iyileştirme teknolojisini entegre edecek. Gelişmiş soğutma sistemleri, cihazın yüksek performansı uzun süreli oturumlar boyunca sürdürmesini sağlayacak. Geniş uyumluluk desteği de, PlayStation kütüphanesinin ezici çoğunluğunun taşınabilir ortamda çalışmasını garanti edecek.

    Sony, Nintendo Switch’in taşınabilir oyun pazarındaki hakimiyetini ve PC tabanlı el konsolları trendinizin başarısını yakından gözlemledi. PSP 2 projesi, bu trendlere PlayStation’ın yanıt vermesi anlamına geliyor. Aynı anda PS6 lansmanı yaparak, Sony oyunculara tam ekosistem entegrasyonu sunmayı hedefliyor.

    PlayStation tarihinin en belirleyici dönüş noktalarından biri olabilecek bu hamle, mobil ve ev oyunculuğunun sınırlarını silecek. Ancak GDDR7 tedarik krizinin sorun yaşatabileceğini ve sunulan tarihlerinin gecikmesinin olası olduğunu da göz önünde tutmak gerekli.

    Oyun Dünyasından Haberler oyun oyun-haberleri

  • Büyük Zafer: BTK’nın Oyun Platformlarını Kapatma Yetkisi Torba Yasadan Çıkarıldı
    Ajan47undefined Ajan47

    Büyük Zafer: BTK’nın Oyun Platformlarını Kapatma Yetkisi Torba Yasadan Çıkarıldı

    Türkiye’deki oyuncu ve teknoloji topluluğu için müjde: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) oyun platformlarını ve sosyal ağları kapatma yetkisi veren madde, TBMM’de görüşülen torba yasadan tamamen çıkarıldı. Aylardır süren #oyunumadokunma kampanyasının pes etmeyen çabaları nihayet meyvesini verdi.

    NEDEN ÖNEMLİ?

    Eğer bu madde yasalaşsaydı, BTK Türkiye’deki tüm sosyal ağ sağlayıcıları ve oyun dağıtıcılarını anında erişime kapatabilme yetkisine sahip olacaktı. Bu durum, milyonlarca oyuncunun favori platformlarına birden erişememesi anlamına geliyordu. Steam, Epic Games Store, Discord, Twitch gibi yaşamsal hizmetlerin tamamen kesilmesi mümkün hale geliyordu.

    KAMUOYU GÜCÜ SONUÇ VERDİ

    Sağlık Komisyonu’nda görüşülen bu sansür maddesi kamuoyunun tepkisine dayanamadı. Oyuncular sosyal medyada #oyunumadokunma etiketi altında aylar boyunca birleşerek muhalefet ettiler. Ülke genelinde bu ortak ses ve yoğun tepki, mecliste kararı değiştirmeye yeterli oldu.

    Bu gelişme, dijital platformlarda organize edilen toplumsal dayanışmanın ne kadar etkili olabileceğini gösterdi. Oyuncu ve teknoloji topluluğunun birlik halinde gösterdikleri direniş, kısıtlayıcı hukuki adımların geri çekilmesinde belirleyici rol oynadı.

    ÖZETLE

    Torba yasadan çıkarılan madde, geniş kapsamlı internet sansürü riski ortadan kaldırdı. Örgütlü kampanyaların gücü bu kez başarı ile sonuçlandı. Ancak soru şu kalıyor: Benzer tehditlere karşı #oyunumadokunma hareketi gelecekte de aynı caydırıcılığı sağlayabilecek mi? Oyuncu ve teknoloji topluluğunun cevabı, sonraki mücadelerde belli olacak.

    Oyun Dünyasından Haberler oyun oyun-haberleri

  • PlayStation 6 Fiyat Şoku: 750 Dolarlık Üretim Maliyeti Açıklandı
    Ajan47undefined Ajan47

    PlayStation 6 Fiyat Şoku: 750 Dolarlık Üretim Maliyeti Açıklandı

    Sony’nin yeni nesil oyun konsolu PlayStation 6 için sızdırılan veriler, oyun dünyasında büyük tartışmalara neden oldu. Donanım maliyetlerinin 750-760 dolar civarında olacağı belirtilen PS6, nihai satış fiyatıyla tarihin en pahalı ana akım konsolu olabilir.

    Sony’nin PlayStation 6 Ar-Ge Bütçesi Rekor Kırıyor

    Teknoloji dünyasının güvenilir kaynakları, Sony’nin yeni konsolu için ayırdığı bütçenin önceki hiçbir nesille kıyaslanamayacak seviyelere ulaştığını ortaya koydular. Donanım sızıntılarıyla bilinen KeplerL2 gibi kaynaklar, birim başına üretim maliyetinin yaklaşık 750-760 dolar olacağını tahmin ediyor. Bu, PlayStation 5’in çıkış dönemindeki maliyetlerin önemli ölçüde üzerinde.

    Fiyatlandırma Sorusu

    Sony’nin bu yüksek üretim maliyetini nasıl karşılayacağı büyük bir merak konusu. Şirket eğer geleneksel “zararına satış” yöntemini tercih ederse, konsol yaklaşık 699 dolar fiyatla raflara çıkabilir. Ancak maliyeti doğrudan tüketiciye yansıtmayı seçerse, fiyat 999 dolara kadar tırmanabilir ve tarihin en pahalı ana akım konsolu unvanı PS6’ya geçebilir.

    AMD ile Milyar Dolarlık Ortaklık

    Bütçenin aslan payı, donanım ortağı AMD ile yapılan geliştirme anlaşmasına gidiyor. PS6’nın “Robin” kod adıyla anılan özel APU (Hızlandırılmış İşlem Birimi) ünitesi, AMD ile milyarlarca dolarlık bir Ar-Ge sürecinden geçiyor. Bu yonga seti, TSMC’nin ileri teknoloji olan 2nm (N2) üretim prosesiyle üretilecek.

    Teknolojik Atlayış: Zen 2’den Zen 6’ya

    PS6’nın İşlemci Mimarisi: PlayStation 5’teki Zen 2 mimarisinden doğrudan Zen 6 mimarisine geçiş planlanıyor. Bu devasa adım, işlemci performans darboğazını çözecek.

    Grafik Performansında 3 Kat Artış: RDNA 5 mimarisine dayalı GPU, PlayStation 5’e kıyasla 3 kat daha fazla rasterization performansı sunacak ve 34-40 TFLOPS işlem gücüne ulaşacak.

    ışın İzleme Devrimi: Yeni “Neural Arrays” birimleri sayesinde ray tracing performansı PS5’ten 5 ila 10 kat daha güçlü olacak. Bu, RTX 5080/5090 seviyesinde grafik kalitesi demek.

    Bellek Maliyeti Lansmanı Etkileyebilir

    Sony’nin bütçe planlamasındaki en büyük zorluk, küresel RAM fiyat dalgalanmaları. PS6’da kullanılacak GDDR7 bellekler saniyede 640 GB bant genişliği sunacak olsa da, üretim maliyetlerini ciddi şekilde artırıyor. Bazı raporlara göre, Sony bellek maliyetleri nedeniyle lansman tarihini 2027 sonuna veya 2028 başına ertelemeyi düşünüyor.

    Konsollar Lüks Ürün Kategorisine Doğru mu?

    Sony’nin PlayStation 6’ya yaptığı devasa yatırım, oyun konsollarını “erişilebilir teknoloji” kategorisinden “lüks tüketim” segmentine taşıyabilir. Şirket, bir taraftan bulut oyun servisleriyle donanım bağımsız bir ekosistem kurmaya çalışırken, diğer taraftan fiziksel konsolunu dünyanın en güçlü eğlence sistemi haline getirmeye milyarlarca dolar yatırıyor.

    Özetle

    PlayStation 6, sadece görsel ve performans açısından değil, fiyat ve teknolojik yatırım tarafından da tüm rekorları kıracak gibi görünüyor. Üretim maliyetinin 750 doları aşması, nihai satış fiyatının da yüksek olacağına işaret ediyor. Oyuncular açısından bu, konsol seçimi yapabilmek için daha derin cebine sahip olmanın gerekli olabileceği anlamına geliyor.

    Oyun Dünyasından Haberler oyun oyun-haberleri

  • ENGELSİZ FİLMLER FESTİVALİ 24-30 NİSAN’DA ANKARA’DA
    Ajan47undefined Ajan47

    On dördüncü yılında, 24 – 30 Nisan 2026 tarihleri arasında Goethe Institut’te sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanan festivalin Kısa Film Yarışması programında 10 ülkeden, 15 film yer alıyor.

    Puruli Kültür Sanat tarafından 2013 yılından bu yana bir arada film izlemek mümkün sloganıyla gerçekleştirilen Engelsiz Filmler Festivali, Kısa Film Yarışması’na bu yıl 34 ülkeden 182 kısa film başvurdu. Yarışmada finale kalan filmler sinema yazarları Öykü Sofuoğlu, Hasan Nadir Derin ve Kaan Denk’ten oluşan seçici kurul tarafından belirlendi.

    Finale kalan 15 kısa film açıklandı!

    Anastasiya Ostapenko’nun, bir genç kız ve babasının yıllar sonra karşılaşmasıyla ortaya çıkan gerilimi perdeye taşıyan filmi Aksana Nehir! (Run, River!), Ronak Jafari’nin İran’da idamdan kaçan siyasi tutuklu bir kadının hikâyesini takip eden Anka Tüyü (A Phoeni̇x Feather), Sevgi Şanlı’nın aşk ve rıza kavramlarını sorguladığı Birbirimize (To Each Other), Thibault Chollet’in fantastik maceralar çizmeyi bırakan bir gencin içsel yolculuğuna odaklanan animasyonuBoş Kare(The Empty Panel), Ana Vučićević’in bir grup arkadaşın sıkıntıyla geçen yaz tatillerini anlattığı Çukur Havuz (Pit-pool), Utku Ali Güler’in bulduğu notla hayatı değişmeye başlayan bir karakteri takip eden Feridun, Nikola Lorenzin’in bir mühendisin şüphe ve kaygıyla geçen saatlerine odaklanan filmi Güvenin Uçuşu (The Flight of the Moth), Olesya Smolkova’nun kamerasını bir annenin tatil gününe çevirdiği filmi İzin Günü (Day Off), geçtiğimiz sene Engelsiz Filmler Festivali Kısa Film Yarışması’ndan En İyi Film Ödülü ile ayrılan Lam Can-zhao’nun hayvanat bahçesinden kaçan bir kaplanla sakin bir köyde yaşayan 12 yaşındaki Dan’ın altüst olan hayatına odaklanan yeni filmi Kaplan Kükrediğinde(When the Tiger Roars), Mirjam Plettinx’in bir karınca karakteri üzerinden sorumlulukların getirdiği yük ve çelişkileri hikayeleştirdiği canlandırma film Küçük Bir Hikaye (Little Story), Mehdi Mirbagheri’nin, iş arayışındaki Narges’in en derin korkuları ile yüzleşmesini konu alan filmi Mış Gibi (Pretension), Violette Delvoye’nin önemsiz bir gerginliğin tedirgin edici ve samimi bir meydan okumaya dönüşmesini ele aldığı filmi Penceremin Altındaki Çamur (The Mud Under My Window), Anastasiia Savenko-Sadovski’nin geçmiş ve yeni bir şehirdeki geleceği arasında sıkışan bir genç kızın aradığı sesi bulma serüvenini takip ettiği Sibirya’dan Pekin’e (From Siberia to Beijing), Samir Syriani’nin yönettiği, bombardıman korkusuyla uykusuz bir gece geçiren bir çiftin yapmak zorunda oldukları trajik tercihi merkezine alan Ya Bu Gece Burayı Bombalarlarsa? (What If They Bomb Here Tonight?) ve Maryam Esmaeili ve Ali Babai’nun birlikte yönettikleri, intihar etmek üzere olan bir çocukla karşılaşan bir genç kızın çocuğu intihardan vazgeçirme çabasını izleyeceğimiz Yaz Üçgeni (Summer Triangle) filmleri, Engelsiz Filmler Festivali 2026 Kısa Film Yarışması programında yer alıyor.

    Ödül Töreni 30 Nisan’da!

    On ülkeden kısa filmcileri bir araya getiren Kısa Film Yarışması’nın jürisinde ise Londra Loughborough Üniversitesi’nden sinema araştırmacısı Theresa Heath, Goethe-Institut Ankara kültür bölümünden Linda Rödel Çiftçive muhreç akademisyen, yönetmen ve yapımcı Emre Yalgın değerlendirecek.

    Jüri üyelerinin sahiplerini belirleyeceği En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Senaryo ödülleri ile izleyicilerin oylarıyla belirlenecek İzleyici Ödülü’nün kazananları, 30 Nisan Perşembe günü Goethe-Institut’ta yapılacak ödül töreninde açıklanacak.

    1. Engelsiz Filmler Festivali hakkında diğer bültenlere aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

    Festival hakkında ayrıntılı bilgi için www.engelsizfestival.com adresi ziyaret edilebilir.

    ENGELSİZ FİLMLER FESTİVALİ 24-30 NİSAN’DA ANKARA’DA yazısı ilk önce Marjinal Sinema Kültür üzerinde ortaya çıktı.

    Sinema ve Dizi Haberleri sinema film

  • Kadın Doğulmaz Kadın Olunur: Sultana ve Tuba Büyüküstün
    Ajan47undefined Ajan47

    Kadın Doğulmaz Kadın Olunur: Sultana ve Tuba Büyüküstün

    Kaynakça

    “Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Simone de Beauvoir

    Ali Kemal Güven ve Erdi Işık’ın son dönem sinemamızda, ana akım anlatı kalıplarının dışına taşan ve öznelik biçimlerine doğrudan temas eden bir anlatı hattı kurdukları dikkat çekmektedir. Güven’in yazıp yönettiği Kraliçe Fabrikada ve Çilingir Sofrası ile Işık’ın senarist olarak katkı sunduğu LCV, Kül, On Saniye ve Mukadderat filmleri, Türkiye’de yerleşik “makbul” kadınlık ve erkeklik temsillerini çözerek yeniden kurarlar. Bu filmler, karakterlerini sabit ve bütünlüklü kimlikler yerine kırılgan, çelişkili ve dönüşüm halinde öznelikler olarak ele alırlar. Böylece toplumsal normların içselleştirilme ve gündelik yaşam içinde yeniden üretilme süreçlerini görünür kılan temsil biçimlerinin sınırlarını zorlarlar.

    Güven ve Işık’ın İstanbul Film Festivali’nde yarışacak yeni filmleri Sultana’nın, bu temsil rejimini sürdürerek benzer bir sorgulama hattını devam ettirmesi beklenebilir. Fragmanda yer alan sahneler, gece kulübünde kadınlar arasındaki hiyerarşi ve rekabetin beden üzerinden kurulduğuna işaret etmektedir. Söz konusu iktidar düzeninin arka planında erkek egemen bir yapının etkisi sezilirken, yönetmenlerin önceki filmleri göz önünde bulundurulduğunda, bu hiyerarşik ve denetleyici yapının filmde de görünür kılınarak eleştirel bir mesafeye açılması muhtemel görünmektedir.

    Ancak Sultana, izleyiciyle buluşmadan önce, Tuba Büyüküstün’ün bedeni etrafında şekillenen “vücut kılı” tartışmasıyla gündeme gelmiş görünüyor. Sosyal medyadaki yorumları gördüğümde ilk tepkim bunun son derece önemsiz ve absürt bir tartışma olduğu yönündeydi. Bu durum üzerine bir yazı yazmak ve onu yeniden gündeme taşımanın, eleştirilen söylemi istemeden yeniden üretme riskini de barındırdığı açıktır. Tartışmanın çıkış noktası gündelik akış içinde önemsiz sayılabilecek bir görsele dayansa da, görselin bu denli hızlı biçimde yayılması ve yoğun bir etkileşim üretmesi, bu tartışmayı bütünüyle “anlamsız” ilan etmenin de başlı başına bir tutum olabileceğini düşündürdü bana. Çünkü bu görsel aracılığıyla oluşan etkileşim, yerleşik yapıları görünür kılma potansiyeli açısından dikkate değer görünmektedir. Üstelik görselin manipüle edilmiş olma ihtimali, tartışmanın gerçek bir bedenden ziyade, o bedene atfedilen imge ve beklentiler üzerinden kurulduğunu daha da görünür kılıyor. Bu durum, normatif tepkilerin maddi gerçeklikten bağımsız olarak, zihinsel temsiller ve yerleşik estetik kodlar üzerinden üretildiğini düşündürmektedir.

    Türkiye bağlamında bu tarz bir tartışmanın güncelliğini ve sertliğini hala koruyor olması tesadüf değildir. Bu fotoğraf, Türkiye’de “ideal kadın” imgesiyle özdeşleşmiş bir bedenin bu normlarla kurduğu gerilimi görünür kılarken, bu normun merkezinde yer alan bir bedenin bu sınırları zorlaması nedeniyle daha güçlü bir etki yaratıyor. Yani buradaki mesele, bedenlerin ve kimliklerin nasıl görünmesi gerektiğine dair sınırların ihlalinin, toplumsal düzen açısından bir tehdit olarak algılanması olarak okunabilir.

    Aslında tarihsel süreklilik göz önünde bulundurulduğunda, bu normların sabit ve evrensel olmadığı görülebilir. Bedenle kurulan ilişki, dönemsel koşullara bağlı olarak sürekli yeniden şekillenir. Bu dönüşümün belirginleştiği kırılma noktası ise 20. yüzyılda tüketim toplumunun gelişimiyle birlikte ortaya çıkmış görünmektedir. Bu dönemde ev içinde ayrı bir banyonun bulunması, düzenli yıkanma ve bedenin sürekli kontrol altında tutulması, özellikle orta sınıf için bir statü göstergesi haline gelir. Aynaların yaygınlaşmasıyla birlikte bedenin daha yakından incelenmesi mümkün hale gelirken, kıl gibi daha önce pek de sorun edilmeyen özellikler de görünürlük kazanır. Bu dönüşüm sırasında Gillette gibi şirketler, ortaya çıkan yeni bakım alışkanlıklarını hızla ticarileştirirler. Özellikle Birinci Dünya Savaşı sırasında askerler için üretilen pratik tıraş setleri, kısa sürede geniş kitlelere yayılır ve düzenli tıraş alışkanlığı gündelik hayatın parçası haline gelir. Savaş sonrasında bu alışkanlık sivil hayata da taşınır. Agresif reklam kampanyalarıyla tıraş, modern yaşamın vazgeçilmez bir unsuru olarak sunulur. Kadınlara yönelik ürünlerde ise “tıraş” ve “jilet” gibi ifadelerden özellikle kaçınılarak, bakım pratikleri daha yumuşak ve dolaylı bir dil üzerinden pazarlanır. Buna rağmen birçok kadının erkeklere ait jiletleri kullanmaya başlaması, bu normların gündelik hayat içinde ne kadar hızlı içselleştirildiğini de gösterir (Herzig, 2015, 154-157). Reklam stratejileri aracılığıyla koltuk altı kılları “istenmeyen bir fenomen” ve bir “uygunsuzluk göstergesi” olarak yaftalanırken milyarlarca dolarlık bir endüstri, “bakımlı kadın” mitini disipliner bir norma dönüştürerek toplumsal hafızaya kazımış görünüyor. Bu süreç, kapitalist üretim ilişkileri ile patriyarkal denetim mekanizmalarının kesişiminde şekillenmiştir.

    Sanat ve popüler kültür tarihi, bedensel normların mutlak olmadığını ve kırılganlığını ifşa eden çarpıcı örneklerle doludur. Farklı dönemlerde kadın bedenini standartlaşmış estetik kalıpların dışında temsil eden figürler, bedenin politik ve kültürel bir mücadele alanı olduğunu hatırlatmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında feminist hareketler, beden kıllarına yönelik bu normatif beklentileri açık biçimde sorgulamaya başlar. 1970’lerde özellikle Amerika’da yükselen kadın özgürleşme hareketi, kılsızlık idealini kadın bedenini belirli bir “masumiyet” ve denetlenebilirlik çerçevesinde tutan kültürel bir norm olarak ele alır (Herzig, 2015; 144-145). Bu bağlamda beden kıllarının görünür kılınması yerleşik estetik ve toplumsal beklentilere karşı geliştirilen politik bir ifade biçimi olarak anlam kazanır.

    Bu tartışmalar, zamanla popüler kültürde somut karşılıklar bulur ve geniş kitleler için görünür hale gelir. İlk aklıma gelen örnek 1999 yılında Julia Roberts’ın bir film galasında koltuk altı kıllarının görülmesinin medyada yoğun tartışmalara yol açmasıdır. Bu eylem kasıtlı bir protestodan ziyade bedenin doğallığının kamusal alana plansız bir sızıntısı gibi yorumlanabilir ve tıpkı Sophia Loren’in yıllar sonra tekrar gündem olan fotoğrafları veya Frida Kahlo’nun otoportreleri gibi “pürüzsüzlük” normunun mutlakiyetini sarsar.

    Tekrar filme geri dönersem, Sultana filmi etrafında şekillenen bu tepkiler, meselenin ekranda görünen bedenden ziyade, o bedene yöneltilen “terbiye edici” bakışla ilgili olduğu üzerine düşünmeyi gerektiriyor. Yine de bu tartışmaların asıl kıymeti, bedenin, öznenin en mahrem ve özerk alanı olduğunu hatırlatmasındadır. Nihayetinde bu sürecin, hem kendi bakışımızı hem de o bakışı inşa eden görünmez denetim mekanizmalarını sorgulamak ve onlarla dürüstçe yüzleşmek için zihin açıcı bir vesile olmasını ümit ediyorum.

    • Herzig, Rebecca M. Plucked: A History of Hair Removal. New York: New York University Press, 2015.
    Sinema ve Dizi Haberleri sinema film

  • DRAMA: MUTLU ETMEK İÇİN YALAN MI SÖYLERSİNİZ? ÜZME PAHASINA DOĞRULARI MI?
    Ajan47undefined Ajan47

    DRAMA: MUTLU ETMEK İÇİN YALAN MI SÖYLERSİNİZ? ÜZME PAHASINA DOĞRULARI MI?

    Her toplum seçtiği lider kadardır.  Birleşik Devletlere bakınca bunu açıkça görebilirsiniz. Trump gibi…

    Evlenmeden önce DRAMA adlı filmi izlemenizi önermem.

    Vazgeçersiniz sonra. Bu zamanda gençlik maalesef neden evlendiğinin farkında bile değil.

    Çevremde çok var. En yakınlarım dahil.

    Kimi zamanı geldiği için, kimi aile baskısı ile kimi töresel nedenler ile zorunda kaldığı için, kimi eve çift maaş girsin diye… uzatmaya gerek yok.

    Flört edip iyi günde kötü günde, açlıkta toklukta, varsıllıkta yoksullukta birbirine destek olacak çiftler yok artık.

    DRAMA filminde ise ön yargılar yatırılmış masaya.

    “Mesela” üzerinden fırtınalar kopuyor. Dostluklar pamuk ipliği ve kimse burnundan kıl aldırmıyor gibi. Herkes saf ipek beyazında sanıyor kendini.

    Yukarıda dediğim gibi Amerikan halkı aptaldır. Bakmayın bireysel Freud sohbetlerine, Sanat Müzeleri’ne.

    Her şey ticaridir. Satmayan -ağacın gölgesi- bile beş para etmez o ülkede. Filmi yazan ve çeken farkında olmadan bunu kanıtlıyor biz. Dans, çiçekçi, fotoğrafçı, DJ, yemek seçimi, toplantılar, profesyoneller ve ödemeler, ödemeler…

    Küçüklüğünde içinden geçenleri anlattı diye neler oluyor neler.

    Hani düşünce suç değildi?

    Yasal olarak belki. Ama siz, siz olun eş dost çevresinde sakın ola içinizden geçmişte düşündüklerinizi anlatmayın.

    Yapışıp kalır.

    Filme gelince, 25 yaş ve yukarısı kadın-erkek herkesin ilgisini çekebilir. Çeker de sever mi bilemem. Zaman zaman romantik zaman zaman kurgudan başımızı döndüren, hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği zaman atlamaları yorabilir.

    Son sözüm, size anlatılanların doğruluğunu teyit edin.

    Ardından başka hikâyeler çıkacaktır. Görünenler göründüğü gibi olamayabilir.

    Başlığımı bu nedenle attım.

    Bir paradokstur.

    Paradoksların çözümü olmaz.

    SEVGİYLE – DOSTLUKLA

    DRAMA: MUTLU ETMEK İÇİN YALAN MI SÖYLERSİNİZ? ÜZME PAHASINA DOĞRULARI MI? yazısı ilk önce Marjinal Sinema Kültür üzerinde ortaya çıktı.

    Sinema ve Dizi Haberleri sinema film

  • HÜSEYİN NAZLIKUL’UN SON KİTABI: Regüle Yaşam LONGEVİTY
    Ajan47undefined Ajan47

    HÜSEYİN NAZLIKUL’UN SON KİTABI: Regüle Yaşam LONGEVİTY

    Yaşlanma, çoğu zaman kaçınılmaz bir biyolojik çöküş

    gibi anlatılır. Oysa bu kitap tüm bu anlatıyı tersine çeviriyor.

    Prof. Dr. Hüseyin Nazlıkul, okura şunu söylüyor: Yaşlanmak

    bir kader değildir; düzenin bozulmasıdır. Ve her bozulmuş

    düzen yeniden kurulabilir. Bağ dokusundan mitokondriye,

    bağırsak florasından vagal tonusa kadar bedenin görünmeyen

    LONGEVITY düzenleyici katmanlarına inen bu eser; epigenetik saatimizi nasıl

    yavaşlatabileceğimizi, hatta geri sarabileceğimizi anlatıyor.

    Genç kalmanın estetik bir arayış değil; hücresel bir uyanış,

    biyolojik bir düzen ve ruhsal bir bütünlük olduğunu hatırlatıyor.

    Modern tıbbın en güncel verilerini Regülasyon Tıbbı’nın bütüncül

    perspektifiyle harmanlayan bu çalışma; yalnızca ömrü uzatmayı

    değil, her güne daha diri, daha berrak ve daha canlı uyanmayı

    mümkün kılan bir yol haritası sunuyor.

    Hücrelerin fısıltılarını anlamak, bedenin şarkısını yeniden

    duyabilmek ve yaşamın ritmini yeniden kurmak isteyen herkes

    için güçlü bir rehber…

    Regüle Yaşam Longevity, bilimsel olduğu kadar ilham verici,

    şiirsel olduğu kadar gerçekçi bir yolculuk…

    HÜSEYİN NAZLIKUL’UN SON KİTABI: Regüle Yaşam LONGEVİTY  yazısı ilk önce Marjinal Sinema Kültür üzerinde ortaya çıktı.

    Sinema ve Dizi Haberleri sinema film

Üye Listesi

Ajan47undefined Ajan47
  • Giriş

  • Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

  • İlk ileti
    Son ileti
0
  • Kategoriler
  • Güncel
  • Etiketler
  • Popüler
  • Kullanıcılar
  • Gruplar